Avrupa Havası

Nursun Erel

Bugünlerde gazetelerde, televizyonlarda haber bulmak zor, seyahat etmekse ondan da zor öyle değil mi?

“AB’nin yeni Büyükelçisi Nikolaus Meyer-Landrut basın toplantısı düzenliyor” denilince, aman ne güzel diye düşündüm, aklımızdaki soruları sorar, okuyucularımıza biraz “Avrupa Havası” getiririz.

12.jpg


Ee, gündem o kadar yüklü ki:

-AB ile kilitli durumdaki müzakere süreci, Avrupa Konseyinin 2 Şubat’ta alacağı kararla, Türkiye’ye başlatması beklenen yaptırımlar

-Ekonomik durum, eriyen döviz rezervleri, Arap coğrafyasına kayan swap beklentileri, kurdaki sert iniş çıkışla katlanan dış borçlar. Bu kapsamda cevabı merak edilen “Avrupa sermayesi Türkiye’de kalır mı, çekilir mi? Yeni yatırımcı gelir mi?” Sorusu.

-Yıllardır hapislerde tutulan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve esamesi okunmayan binlerce hukuk mağduru…

-Türk halkının “ekmeğini-suyunu-sağlık güvencesini-eşit koşullarda eğitim hakkını, bugününü yarınını” paylaşmak zorunda kaldığı düzensiz göçmenler…

-Kıbrıs’ta donup kalan, yürümeyen süreç.

-NATO üyeliğine karşın Türkiye’nin Rusya-Ukrayna ikileminde kalışı, Ukrayna’ya drone satışı.

-ABD’nin doğu Akdeniz doğal gaz boru hattından desteğini çekme sürprizi.

-Türkiye’de kadınları ve haklarını ileriye götürmesi beklenen İstanbul Sözleşmesinin yürürlükten kaldırılışı…

PHOTO-2022-01-20-13-48-05.jpg


Oooo, kafalardaki sorular böylece uzar gider…

Neyse işte, toplantıya katıldık, büyükelçi geldi yerine oturdu, o sırada usul tartışması başladı…

-İlk 3 soruyu kameralar kayda alsın, ardından “on the record” (*) bölüm sona ersin.

-Sonraki bölümde büyükelçi hangi sözlerin kendisine atfen verileceğini kendisi belirlesin.

-Yok yok, sonraki bölüm tamamen “bilgi için” olsun, yayınlanmasın…

Böyle geçen dakikaların ardından büyükelçi soruları yanıtlamaya başladı. Kendisine atfen verilecek açıklamalarında biz gazetecilerin deyimiyle “dişe dokunur” pek bir şey yoktu.

PHOTO-2022-01-20-13-47-46.jpg


Zaten kamuoyunun da dikkatini çekmişti.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluklarına ilişkin olarak kısa süre önce batılı 10 büyükelçinin yaptığı açıklamalar ortalığı toz duman etmiş, Cumhurbaşkanından sert tepki gelmiş ama sonrasında Avrupa’ya bir suskunluk hakim olmuş, taraflar (AB ve Türk makamları) konuyu birlikte sümen altı etmeyi tercih etmişti.

Yani Kavala son duruşmada da tahliye edilmese de Avrupa’dan pek ses yükselten olmadı.

Aslında bütün bunlar Landrut’a sorulsa da, büyükelçiden “Hukukun üstünlüğü, insan hakları”na vurgu yapmasının ötesinde yorum alınamadı. Ekonomiyle ilgili sürecin geleceği hakkında edilebildiğimiz tek izlenim ise “yabancı sermaye ve yatırımcı ekonomide istikrar sever” oldu.

-Sen ne sordun peki?”

Diye merak ediyorsanız, ben geçmişe mi takılıp kalmıştım acaba?

Türkiye’de kadın haklarını güvenceye alan İstanbul Sözleşmesi hala kafamı kurcalıyordu. Öyle ya, İstanbul’da imzaya açılan, bizim ve 45 ülkenin imzaladığı ve uluslararası anlaşma-sözleşme niteliği dolayısıyla Türk Anayasasının iç hukukun bile üstünde tuttuğu İstanbul Sözleşmesi 10 yıl yürürlükte kaldıktan sonra “Bir gecede, bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ile feshedilivermişti. Avrupalı dostlarımız bu konuda ne düşünüyordu acaba?

Büyükelçiye bunu sormasına sordum da “yazılmamak kaydıyla” aldığım cevap yerine, kendi yorumumu ekleyeyim:

-Evet, bizim Anayasa böyle diyor. Uluslararası Sözleşmeler İç hukukun üstündedir, yani hükümlerine riayet edilmesi mutlaktır. Gel gelelim, “Anayasayı tanımam, kararına saygı da duymam, bir kereden bir şey olmaz” sözleri bizim politikacıların dillerine pelesenk olmuşken, Avrupalı ne desin?

İşte böyle değerli okurlar. Size sıcak haberler ve Avrupa Havası veremeden izleyip çıktığım bir basın toplantısından notlar…

Ha, pardon, toplantının sonunda, katılan gazeteciler olarak hepimiz büyükelçi ile bir hatıra fotoğrafı çektirdik. Yanımıza kar kalan bu oldu…

(*) Basın dilinde, söyleyen kişiye atfen yazılabilecek açıklamalar.


Kaynak : https://www.muhalif.com.tr/haber/avrupa-havasi-37594
 
Üst